Felsefe, Hayatı ve Kendimizi Daha İyi Tanımamızı ve Daha Bilinçli Bireyler Olmamızı Sağlar.

Yedi

Semboloji

Eski antik dönemlerde rakamlara büyük önem verilirdi.

Bağlanma ve Özgürlük

Psikoloji, Felsefe

Gılgamış Destanı 2

Semboloji, İnanç-Mitoloji

Chrysippus

Chrysippus, daha sonra Zenon ve Cleanthes’in stoacı felsefesine yönelir ve Cleanthes’in  stoa okulunda kalır. Cleanthes boksör olmasına karşın konuşmalarında çok naziktir. Chrysippus ise, sertlik içeren bir spor bilmemesine rağmen savaşçı, kavgacı bir dile sahipti.

Kategorisiz

Julianus

Kategorisiz

Pitagoras 2

Sokrates Öncesi

Pisagor

Sokrates Öncesi

Paracelsus

Kategorisiz

Organon

Samuel Hahnemann

“Derin saygı” kavramının anlamı kaldıysa bu, “Organın kitabı”  için geçerlidir. Bu kitapla herhalde tıbbın ve tıp tarihinin en muhteşem ve en önemli yol ayrımı gerçekleşmiştir.”

Bilim-Sanat

Organon

Samuel Hahnemann

Araştırma-İnceleme

Şu Çılgın Türkler

Turgut Özakman

Tarih

Şu Çılgın Türkler

Turgut Özakman

Türk Edebiyatı

Tanrıların Evi Orion

Robert Bauval

İnanç ve Mitoloji

Dünya Etik Günü'nüz Kutlu Olsun!

“Yanlış sonsuz şekillere girebilir, doğru ise yalnız bir türlü olabilir.”

J.J.Rousseau

 

Dünya Etik günü

Gelecek Etkinlikler

Eski antik dönemlerde rakamlara büyük önem verilirdi. Felsefeyle ilgilenen insan yoktu ancak dinsel konularda, bayram günlerinin belirlenmesinde, semboller ve dogmalarla ilgili yorumlarda, imparatorlukların coğrafi dağılımlarını belirlemede rakamların çok önemli rolü vardı. Pisagor’un gizemli rakam sistemi M.Ö.600 yıllarında ortaya çıktığında aslında o dönem insanı için pek de yeni bir olay değildi. Rakamların okültsel anlamları ve birleşimleri hemen her insanın çeşitli dönemlerinin meditasyonunda etkili hale gelecek ve zamanla, günümüzün şüpheci, inanç açısından zayıf batı’sı, olayların ilahi rotasyonundan etkilenerek, periyodik olarak sürekli oluşumu tekrarlanan olaylar zincirinin salt tesadüfî olması arkasında daha derin anlamların var olduğuna inanacaktır.

Hali hazırda batı’da birtakım zeki insanlar bunun farkına varmıştır bile. Son dönemlerde kulaklarını açmış, daireler, rakamlar ve birkaç yıl öncesine kadar hafızalarının en ücra köşelerine attıkları, salt bilimsel olmayan, atalarımızın aptalca ve cahilce uydurdukları batıl inançlara gülmek için gündeme getirdikleri konularla ilgili spekülasyonlar yapmaya başlamışlardır.

Örneğin; eski Alman dergilerinden biri “Die Gegenwart’’, “yedi’’ rakamının önemi ile ilgili bilgi dolu bir seri makaleyi okuyucularına, “Kültürel –Tarihsel Yazı’’ adı altında sunar. Bu makaleden kısa bir alıntıdan sonra, belki bizim de bazı bilgileri ekleme olasılığımız olacaktır. Yazar şöyle der: “Yedi rakamı yalnızca antik çağın ve Doğu’nun gelişmiş bütün toplumları tarafından kutsal sayılmamış, aynı zamanda batı’nın son dönem toplumları tarafından da çok önemli bir rakam olarak addedilmiştir. Bu rakamın astronomik kökeninin var olduğu, şüphe götürmez bir şekilde kabul edilmiştir. İnsanoğlu kendini bildi bileli tanrısal güçlere bağlı hissetmiştir. Her zaman ve her yerde dünyayı tanrısal güçlere bağımlı olarak kabul etmiştir. Bu alanda en geniş ve en ileri bilgiyi barındıran nesneler, en önemli ve en yüksek güçlere sahip olarak kabul görmüşlerdir. Örneğin, bütün antik toplumların “yedi’’ olarak kabul ettiği gezegenler. Zaman geçtikçe bu gezegenlerin “yedi’’ tanrı olduğuna inanılırdı. Mısırlıların yedi orijinal ve yüce tanrıları vardı; Phoenicianlar’ın yedi kabirileri; Farslar’ın (Persian) Mithra’sının yedi atı; Zerdüşt inanışında yedi şeytana karşı yedi melek; yedi katlı cennet ve buna paralel olarak yerin altında yedi kat cehennem. Bu rakamı daha da somutlaştırarak öğretmek amacıyla; yedi Tanrı sıklıkla “Yedi Başlı Tanrı’’ tarafından temsil edilirdi. Cennetin tamamının yedi gezegenden ibaret olduğu kabul edilirdi; nitekim günümüz de bütün dini sistemlerde yedi kat cennetten bahsedilir.”

Brahmanizm dininin “Sapta Loka’’ inançları arkaik felsefenin inanış tarzına sadık kalır; ancak bu düşüncenin asıl kaynaklandığı yer, bütün felsefelerin beşiği ve var olan tüm dinlerin kaynağı Aryavarta’dır. Mısır’ın metempsychosis, ya da ruhun farklı bedenlere geçiş yaptığı düşüncesinin doğmasında, mükemmele ulaşmanın gelişim ve arınma safhalarında “yedi’’ kademe vardır.  Budistlerde, -Mısır’dan değil- Hindistan’ın Aryanları’ndan tapınaklarının (pagoda) tepesinde yukarı doğru yükseldikçe küçülen “yedi” kat ve “yedi” şemsiye ile sembolize edilen bedenden çıkmış (bedensiz) ruhun kemale erme aşamalarının “yedi” safha düşüncesini almışlardır.

Mithra’nın gizemli tapınağında “yedi’’ kapı (giriş), “yedi’’ altar (tanrıya kurban vermek için masa) ve “yedi” sır vardır. Birçok doğu toplumlarının din adamları, hiyerarşik sistemle “yedi’’ ayrı dereceye ayrılırlar; atlarlara giden merdivenlere “yedi’’ basamaktan oluşur; tapınaklarda yanan mumlar “yedi’’ dallı şamdanlara takılır. Ta günümüze kadar bile süregelen bazı Mason localarında “yedi” ve “on dört’’ basamak vardır.

Yedi gezegensel küre organizasyonlar ve devletlerin küçük parçalara bölünmelerinde model olarak kabul edilir. Çin “yedi” kente ayrılmıştı; eski Persler “yedi’’ valiliğe ayrılmıştı; Arap efsanelerine göre dünyayı yakıp kül haline getirmesin diye “yedi’’ melek güneşi buz ve kar ile soğuturlar ve “yedi bin” melek güneşi kurar ve her sabah hareket etmesini sağlar. Doğu’nun en eski iki nehri Ganj ve Nil her biri “yedi’’ kaynağa sahiptir. Doğu antik çağda “yedi’’ ana nehre (Nile, Tigris, Euphrates, Oxus, Yaksart, Arax ve İndus) ; “yedi’’ ünlü hazineye; altın dolu “yedi” kente; dünyanın yedi harikasına vs. sahiptir. Ayrıca “yedi’’ rakamı tapınak ve sarayların mimarisinde önemli bir yere sahiptir. Churingham’ın ünlü tapınağı (Pagoda) “yedi’’ duvar ile çevrilmiş, ’’yedi’’ ayrı renge boyanmış ve her duvarın ortasında “yedi’’ katlı piramit vardır. Bunun hemen hemen aynısı Borsippa tapınağının ilk yapıldığı dönemde olduğu gibi, şimdiki Birs-Nim-rud; küresinin rengi ile uyum içinde olan, her biri kiremit ve metalden yapıl temsili gezegenlerin “yedi’’ kürenin aynı merkezli, "yedi’’ dairesini sembolize eden “yedi’’ kata sahiptir.

Anlatılanlara bakılacak olursa bütün bunlar; -Hıristiyanlığın getirdiği aydınlanmadan önce karanlıklarda uçuşan baykuş ve yarasalar gibi- karşıt ispatı çok kolay olan paganizmden arta kalan eskinin batıl inançlarıdır. Söz konusu makalenin yazarı yalnız eski Hristiyanların değil aynı zamanda modern Hristiyanların da “yedi’’ rakamının en az eskiler kadar kutsal kabul ettiklerini ispat etmek amacıyla yola çıksa binlerce örnek bulabilirdi. Eski pagan dönemi Romalılarının astronomi ve dini konulardaki hesaplamaları ile başlayacak olursak; haftanın günlerini “yedi’’ ye ayırmışlar ve Jupiter’in Sol’u ya da Sunday’i bugün bütün Hristiyan toplumlarının özellikle Protestanların günümüzde bile “Puja’’ (ayin) yaptıkları “yedinci’’ günü en kutsal gün ilan etmişlerdir. Ancak biz, bunun pagan Romalılarından değil, monoteist Yahudilerden kaldığını öğreniyoruz, öyleyse gerçek “Sabbath’’ ya da “Sol’’(ayin) günü neden Cumartesi değil de Pazar günüdür?

Ramayana Destanı’na gelince: Hint Krallıklarında “yedi’’ yarda mekandan bahsedilmektedir; eski kent ve ünlü tapınaklara genelde “yedi” kapıdan geçiş yapılarak girilirdi. Burada aklımıza gelen şey, neden Frieslanderler’in, Hristiyanlığın onuncu yüzyılında “yedi’’ rakamına sıkı sıkıya bağlı kalarak bölgeyi yedi ayrı bölüme ayırdıkları ve katkıda bulunmada neden “yedi’’ pfennig ödemesinde ısrar ettikleridir? Kutsal Roma ve Hristiyan imparatorluğu “yedi’’yöneticiye (Kurfursts) sahipti. Macarlar ‘’yedi’’ Dük liderliğnde göç etmişler ve “yedi’’ şehir kurmuşlardır; şimdiki Semigradya (Transilvanya). Pagan Roması “yedi’’ tepe üzerinde kurulurken, Constantinople “yedi’’ ayrı isme sahipti; sırasıyla, Antonia, New Rome, Constantine Şehri, Dünyayı Bölümlere Ayıran Yer, İslam Hazinesi ve İstanbul. Bu şehre ayrıca ‘Yedi Tepelerin Şehri’, ‘Yedi Kuleli Şehir’ de denirdi. Müslümanlar bu şehri yedi kez istila etme girişiminde bulunmuş, yedinci Osmanlı Sultanı önderliğinde ele geçirmişlerdir. Doğu insanının inanışına göre, yedi gezegensel küre, bayanların yedi ayrı yerine takılan halka (yüzük) ile sembolleştirilmiştir. Baş, boyun, eller, ayaklar, kulaklar, burun ve bilekler ve bu yedi halka veya yüzük günümüzün doğu insanı tarafından geline hediye edilir; öte yandan Pers şarkılarında, kadının güzelliği yedi bölümlük bir şarkı ile ifade edilir.

Birbirleriyle sürekli aynı uzaklıkta olan ve aynı yöne doğru hareket eden yedi gezegen kainatın ilahi armoni içinde hareket ettiği fikrini doğurur. Bu bağlamda yedi rakamı, özellikle gezegenlerle birlikte kutsal hale gelmiş ve şimdiye dek astrologlar tarafından önem verilmiştir. Pisagorcular yedi rakamını doğadaki ilahi düzen ve armoninin imajı ve modeli olarak kabul etmişlerdir. Yedi rakamı, kutsal üç rakamının eklenmesi ile oluşmuştur; 3+1+3. Yedi gezegenin arasında görülen ahenk, uzay klavyesinin (key-board) doğa seslerinde ve geçmişten günümüze kadar var olan ve kainatın daha küçük bir modeli olan yedi notada da görülür. Buradan hareketle, giderek küçülen şekilleriyle, gezegenler ile dünya arasındaki mesafeyi temsil eden Tanrı Pan’ın flütünün (syrinx) yedi borusu; yine, Apollo’nun yedi telli liri (lyre) örnek gösterilebilir. Sembolik olarak Tanrı ile Evren’in birleşimini sembolize eden “yedi” rakamı, Paganlar’da benimsenen Kutsal Üçlü’nün, ‘bütün’ ve ‘her insanla’ bütünleşme sembolü olan “üç” rakamı ile kozmik güç ve elementlerin sembolü olan dört rakamının birleşiminden oluşur. Öte yandan Hristiyanlar özellike Orta Çağda sık sık Pisagor düşüncesine başvurarak yedi rakamını kutsal mimarinin sembolojisinde kullanmışlardır. Örneğin ünlü Cologne Katedrali ve Pegensburg’daki Dominikan Kilisesi en ayrıntılı mimari detaylarda bile yedi rakamına uygun imar edilmiştir.

Bilim ve felsefe dünyasında da yedi rakamına eşit düzeyde önem verilmiştir. Örneğin, Yunanlılar yedi Sages’e ; Ortaçağ Hristiyanları yedi serbest sanat dalına sahiptir (gramer retorik, diyalektik, aritmetik, geometri, müzik ve astronomi). İslamiyet’in lideri Hz. Muhammed, her önemli toplantı için yedi ulema çağırmıştır. Ortaçağlarda yedi kişinin huzurunda yemin ettirilirdi; yemin ettirilen kişinin üzerine yedi kez kan serpilirdi. Tapınaklar etrafında dönen insan grupları yedi kez dönerlerdi ve müritler bir dua okumadan önce yedi kez diz çökmek zorundaydı. Hz. Muhammed’in hacıları, Kabe’nin etrafında yedi kez dönmek zorundadırlar. Eski Alman özel mahkemelerinin yerleşim dizaynı, herbirinin altında bir hakim (Schoffer) ve yedi şahidin bulunduğu yedi ağaç şeklindeydi. Suçlu yedi katlı bir arınma isteminde bulunurken, erdem sahibini de yedi kat ödül verilirdi. Batıda yaygın olan yedinci oğulun yedinci oğluna verilen önemi hepimiz bilmekteyiz. Bütün mitsel kişilikler genelde yedi oğula sahiptirler. Almanya’da Kral, dilenci bile olsa bir ailenin yedinci çocuğuna fahri baba olmayı reddedemez. Doğu kültüründe ise bir kavgayı olumlu sonuçlandırmak, ya da bir barış antlaşması imzalamak için yöneticiler, tarafların yedi ya da kırk dokuz (7 x7) hediye alıp vermesi zorunluluğunu getirirler.

Böylesine mistik bir rakamın bütün özelliklerini yazmaya çalışmak, bir kütüphane dolusu kitap gerektirir. Makalemizi, şeytani (demoniacal) kanattan birkaç konudan söz ederek kapatacağız. Bu konularla ilgili otoritelere -eski Hristiyan ruhban kesimi- göre, Şeytan ile yapılan bir antlaşma yedi paragraftan oluşmalı, yedi yılda tamamlanmalı, araştırmacı tarafından yedi kez imzalanmalıydı. İnsanoğlunun düşmanları tarafından hazırlanan büyüsel içeceklerin tümü yedi bitkiyi içerir.

“Yedi’’ yaşında bir çocuk tarafından çekilen bir toto bileti kazandırır. Efsanevi savaşlar yedi yıl, yedi ay, yedi gün sürmüştür. Mücadele eden kahramanların sayıları yedi, yetmiş, yedi yüz, yedi bin ya da yetmiş bindir. Peri masallarındaki prensesler yedi yıl büyünün etkisi altında kalırlar; ünlü kedinin botları Marquis de Carabas yedi deliklidir. Eskiler insan bedenini yedi ayrı bölüme ayırmışlardır. Kafa, kalp, mide, iki el, iki ayak; yine insan ömrünü yedi ayrı safhaya ayırmışlardır. Bir bebek yedinci aya girdiğinde diş çıkarır, bir çocuk on dördüncü (2x7) aydan sonra oturmaya başlar, yirmi birinci (3x7) aydan sonra yürümeye başlar, yirmi sekizinci (4x7) aydan sonra konuşmaya başlar, otuz beşinci (5x7) aydan sonra memeden kesilir, on dört (2x7) yaşında fiziksel gelişimini oluşturmaya başlar, yirmi bir (3x7) yaşında fiziksel gelişim dönemini tamamlar. İnsan ırkı dejenere olmadan önce, insanın ortalama boyu yedi feetti (1 foot 32cm). Eski batı kanunları, bir bahçe duvarını “yedi feet” yüksekliğinde olması gerektiğini zorunlu kılar. Ispartanlarda, Perslerde eğitim öğretime başlama yaşı yedidir. Hristiyan kökenli inanışlarda Roma Katolikler ve Yunanlarda bir çocuk ‘yedi’’ yaşına gelmeden, hiçbir şeyden sorumlu tutulmazdı ve “yedi” yaş, bir çocuk için günah çıkarmaya başlanacak doğru yaştı.

Hindular Manu’larını düşünüp, eski Shastras’larının neler içerdiklerini hatırlayacak olurlarsa, şüphasiz bu sembolizmin kökenine varırlar. Yedi rakamı başka hiçbir yerde Hindistan’daki eski Aryalar’da olduğu kadar önemsenmemiştir. Bu hipotezin doğruluğunu ispat amacıyla yedi katları (sages) hatırlamamız gerekir. Sapta Rishis; Sapta Loca-yedi dünyalar-; Sapta Pura –yedi kutsal kent-; Sapta Dvipa –yedi kutsal ada-; Sapta Samudra yedi kutsal deniz; Sapta Parvatta –yedi kutsal dağ-; Sapta Arania- yedi çöller-; Sapta Vriksha -yedi kutsal ağaç –vs. Ne Aryanlar, ne de oldukça gururlu ve dışa kapalı olan Brahmanlar, başka kültür ve toplumlardan birşey ödünç almamışlardır.

Öyleyse yedi rakamının gizemi ve kutsallığı nereden gelmektedir?

Helena Petrovna BLAVATSKY

Teozofist Dergisi,1880

Yeni Yüksektepe Dergisi, Sayı 28

İngilizceden çeviren : Arş. Gör. Metin BARLIK

ANADOLU’DA YEDİLERİN YERİ

Sayıların kutsallığı Anadolu’nun evren anlayışı, yaşama koşullarıyla sıkı sıkıya bağlantılıdır. Genellikle kutlu, uğurlu sayılır yedi. Bugün, Anadolu halkının dilinde yedi sayısıyla ilgili sonsuz inanç vardır. Halkın türkülerine bile girmiş, işlemiştir yedi sayısının taşıdığı inançlar. Yedi delikli tokmak (baş) gibi bilmeceler mevcuttur. Halk yediyi bir anlatım aracı olarak kullanmış, bir güçlüğü anlatmak için, yedi dereden su getirmek ya da yedi mahalleyi başına toplamak gibi deyimler türetmiştir. Bu deyimlerin türetilmesinde yedi sayısının sonradan unutulmuş kutsallığının gizli bir etkisi vardır, halk bunu bilmemektedir.                                                                                                              

Yedi Engel; Şaman inançlarına göre Tanrı Ülgen insanlara iyilik eden yüce bir varlıktır. Onun katına varan yolda yedi engel (budak) vardır. Bunları aşan kimse onlara ulaşır.

Yedi Kişi; Şaman inançlarına göre Tanrı Ülgen yeryüzünde ilkin yedi kişi yaratmış. Bunların kemikleri kamıştan, etleri topraktanmış.

Yedi Kapı ; Yeniçerilerde yedi kapı vardır. Adet kapısı, Et kapısı, Ağa bölüğü kapısı, Solaklar kapısı, Meydan kapısı, Çayır kapısı, Karaköy kapısı. Bu yedi kapının ayrı ayrı görevleri vardır. İslam inançlarına göre kıyamet günü Medine ilinin yedi ayrı kapısı olacaktır. İstanbul’da Topkapı Sarayı’nın yedi büyük kapısı vardır.

Yedi Minare; Kabe’de Mescid-i harem denen camini yedi minaresi vardır.

Yedi Arşın Bez; Kefen anlamına gelir. İslam inançlarına göre ölünün sarıldığı kefen yedi arşından çıkarmış.

Yedi Dolaşma; Eskiden Yahudiler Kamış Bayramı dedikleri bayramda tapınaklarda toplanır, mihrabın çevresinde yedi kez dönerlerdi.

İranlılarda, Hintlilerde, Romalılarda, Budistlerde de böyle bir dini tören vardır. Kutsal saydıkları bir nesnenin çevresinde yedi kez dolaşarak tören düzenlerlerdi.

Müslümanlarda haç günü Kabe’nin çevresinde yedi kez dolaşma geleneği vardır. Hac sırasında Müslümanların Safa ve Merve adı verilen yer arasında yedi kez gidip gelmeleri gerekir.

Şaman inançlarına göre tufanın olacağını önceden bildiren demir boynuzlu Gök teke dünyanın çevresini yedi kez dolaşmıştı. Sonra yedi gün deprem olmuş, yedi gün dağlar ateş püskürmüş, yedi gün yağmur yağmış, yedi gün fırtına olmuş dolu düşmüş, yedi gün de kar yağmıştı.   

Yedi Kez Kuşak Sarıp Çözme; Fütüvvet kuruluşlarında peştamal kuşanacak olan kimse, şeyhin katına çıkarılır, yapılan özel bir törenle şeyh, peştamalı talibin beline yedi kez dolar çözer, yedincisinde ise bağlardı.

Yedi Cehennem; İslam inançlarına göre yeraltında suçluların gideceği yedi cehennem vardır.

Yedi Organ; Namaz kılarken alın, iki el, iki diz, iki ayağın başparmakları olmak üzere gövdenin yedi ögesinin yere değmesi gerekir.

Yedi kat yerin dibi, yedi derya, yedi cüce, yedi gün, yedi tepe, yedi uyurlar, yedi emirler, yedi gezegen…

Anadolu İnançları / Anadolu Mitologisi, İsmet Zeki Eyuboglu

Helena Petrovna Blavatsky

1831 yılının 30 Temmuzunu 31’ine bağlayan gecede Rusya’nın güneyinde bulunan Ekaterinoslav şehrinde dünyaya geldi.1891’de Londra’da vefat etti. 1875’de H.S. Olcott’la New York’ta Teozofi Topluluğu’nu (Yunanca evrensel ya da ilahi bilgelik anlamına gelmektedir) kurdu. 20.yy ezoterizminin kurucusudur. Geride bıraktığı eserleri ile ezoterik yolda ilerleyen birçok kişiye ışık olmuş ve olmaya devam etmektedir.

Eserleri :

Tüm eserlerini 1875–1891 yılları arasında İngilizce olarak yazmıştır.

Sessizliğin Sesi : Himalayalar’da “Altın Öğütler kitabı’’ olarak adlandırılmaktadır. Blavatsky’ye göre, Tibet’teki Dzyan kitaplarına bağlıdır. Eserinde Tibet’in geleneksel felsefesini yansıtmakta, bu yolu seçen adaylar için bir takım öğütler vermekte ve insanın gerçek dünyasını göstermektedir.

Aşikar Edilmiş İsis : Amacı, öğrencinin Kadim Felsefi sistemlerde yatan ilkeleri keşfetmesine yardımcı olmaktır. Eserinin önsözünde yalnızca eski ve değerli bilgileri birleştiren bir bağ olduğunu açıklamaktadır.

Gizli Öğreti : En önemli eseridir. Konuları;

—Evrenin kökeni üzerine Dzyan kitapları ve yorumları

—İnsanın kökeni üzerine Dzyan kitapları ve yorumları

—Kadim semboloji

—Bilimler ezoterizm ve büyük hocalar tarihi

—Ezoterik okul için bazı notlar

Teozofinin Anahtarı : Öğrenebilen ve aynı zamanda öğretebilecek tüm öğrencileri için sorulu ve cevaplı bir şekilde yazmıştır.

Teozofi Sözcüğü : Gizli Öğreti’de kullandığı terimler için yazmıştır. Bu sözlükte 30 değişik dilden kavram incelenmektedir.

Diğer eserleri : Şark Mücevherleri, Hindistan Ormanları ve Mağaraları üzerine, Mavi Dağların Ülkesi, Okültist Hikayeler Tüm Eserleri (14 cilt)