AKTİFFELSEFE

"İnsan eğitimli doğmaz, eğitimle yaşar" Cervantes
user warning: Table 'bakieorg_aktif.semaphore' doesn't exist query: SELECT expire, value FROM semaphore WHERE name = 'locale_cache_tr' in /home/bakieorg/public_html/includes/lock.inc on line 149.

Mozart ve Beethoven

  " Gerçek müziğin farkına varan ve onun ardındaki sırrı çözebilenler, bütün evren ile aynı frekansı titreştirir ve herşeyle anlaşıp konuşabilirler. " Sufi Inayat Khan Musiki tarihinin temel taşlarından biri olan Wolfgang Amadeus Mozart (1756-1791), Avusturya'nın batısındaki bir kent olan Salzburg'da 27 Ocak günü doğmuştur. İnsanlık tarihinde ender görülen yeteneklerden biridir. Albert Schwezer'in dediği gibi; gerçek dehalar göklere uzanır, Mozart ise gökten inmiştir. Babası Leopold Mozart (1719-1787), Salzburg başpiskoposunun orkestrasında kemancılık yapmış ve 1757'de saray besteciliğine atanmış değerli bir kemancı ve bestecidir. Temel Keman Öğretimi Üzerine Bir Deneme adında bir keman metodu yazmış, kuşaklar boyunca kullanılmıştır. Wolfgang'ın özenle eğitilmesinde ve yetiştirilmesinde babasının büyük payı vardır. Oğluna zaman ayırmak için bestecilik çalışmalarını bırakmış, kendisini ona adamıştır.   Wolfgang üç yaşındayken babasından klavsen dersleri almaya başlamış, dört yaşında iken üçlü aralıklarla beste denemeleri yapmıştır. Onun yeteneğini “harika çocuk” olarak tanıtan Leopold Mozart, iki çocuğuyla birlikte konser gezilerine çıkmaya başladığında Wolfgang yedi yaşındaydı. Uzun konser gezilerine gitmeye başlayan Mozart bu gezilerden birinde Paris'e gitmiş, beklediği ilgiyi görememiştir. Üstelik, birkaç ay sonra annesi ölünce, dönüş yolculuğunu yalnız yapmıştır. 18. yy.'da müzikçi, soylulara hizmet ettiği sürece bir değer kazanırdı. Mozart'ın başpiskoposun egemenliğinden kurtulması tarihsel bir “sanatta bağımsızlık” bildirisidir. Bunun sonucunda başpiskopos tarafından hakarete uğrayan Mozart buna karşın kendisini bir düşünür, insan haklarına sahip beşeri bir varlık olarak görmekteydi. Geçimini bestecilik ve klavsen dersleri vererek sağlamaya çalışan Mozart zor koşullar altında yaşıyordu. Karısı Constanze Weber, evin yönetimine ilgi göstermiyordu. Diğer yandan Mozart para sıkıntısı da çekiyordu. Haydn 1787'de şöyle yazıyordu: “Eşsiz Mozart'ın hala bir saraya besteci olarak atanmamış olması utanç vericidir. Kızgınlığımı bağışlayınız, ama onu gerçekten çok seviyorum.”     Yaşadığı sıkıntılara rağmen 623 adet beste icra eden Mozart'ın son yapıtı Requiem'di. Onu bir gecede tamamlayamamıştı, 5 Aralık 1791 günü hayata veda etti. Cenazesine katılanlar şiddetli yağmur nedeniyle geri döndüler, mezarı saptanamadı. Yoksullar mezarlığının neresine gömüldüğü hiçbir zaman anlaşılamadığı için 1859'da mezarlığın rastgele bir yerine bir anıt dikildi. Yaratıcılığıyla çocuk saflığını andıran Mozart'ın mezarı yitiktir. Tıpkı küçük bir çocuğun yitik mezarı gibi... Bu dokunaklı ayrıntıya verilebilecek en güzel yanıt onun bıraktığı yapıtlardır.     Romantizm akımının doğuşunda ve gelişmesinde önemli ölçüde katkısı olan besteci Ludvig van Beethoven 16 Aralık 1770'de Almanya'nın Bonn kentinde doğmuştur. Babası Bonn'daki saray korosunda tenordu. Babası baskıcı bir eğitim anlayışıyla küçük yaşta müzik eğitimi almaya başlamasını sağlamıştır. Beethoven 13 yaşındayken ilk bestesinin basıldığı 1787'de saray orkestrasına girmiştir. Viyana'ya giderek Mozart'ın öğrencisi olmuştur. Mozart onun için şöyle demiştir: “Bu çocuğa dikkat edin, bütün dünya onun önünde ayağa kalkacak.” 1789 Fransız Devrimi, eşitlik ve özgürlük tutkunu Beethoven'ı derinden etkilemiştir. Bir çok besteciden dersler almış, 1795'de Viyana'da tanınan bir besteci ve piyanist konumuna gelmiştir. Dr. Wegeler'e yazdığı bir mektupta, sol kulağında sürekli uğultular olduğunu, işitmesinin giderek ağırlaştığını belirtmişti. 1802 yılında sağırlaşmakta olduğunu gizleyerek konserlerini sürdürmüştür. 10 Kasım 1802'de yaşamına son vermek düşüncesiyle vasiyetnamesini yazmış, ancak besteci olarak yeni yapıtlar yaratmayı görev saydığından intihar düşüncesini kafasından atmıştır. 1801-1805 yılları arasında sağırlığa katlanarak yaşamaya çalışırken gürültülü, uzun ve anlamsız besteler icra ettiği yönünde eleştirilmiştir. Olumsuz yönde gelişen olaylar Beethoven'ı yıldıramamıştır. Büyük istekle yeni yapıtlar yazmaya koyulmuştur. 3. Senfoniden 8. Senfoniye kadar altı senfoni, Fidelio operası, Ay Işığı, Pastoral, Waldstein gibi 14 piyano sonatı yazmıştır. 1805'te Beethoven evlenmek istemiş fakat reddedilmişti. Viyana'dan kurtulmak istediği bu sıralarda işitme duyusu daha da bozulmuştu. “Zavallıca bir yaşam geçiriyorum. Birisinin kulağıma yaklaşıp bağırması, dayanılması zor bir şey” diye yazıyordu. Beethoven 256'ya yakın eser icra etmiştir. 26 Mart 1827'de Viyana'da hayata veda etti. Cenazesi o güne dek hiçbir sanatçıya gösterilmemiş bir görkem içinde yirmibin kişinin katılmasıyla kaldırıldı. Mozart ve Beethoven'ın hayatlarındaki benzerlikler her iki bestecinin de babasının musikinin içinde olmasıyla ve onları müzik eğitimiyle yetiştirmesiyle başlıyor. Wolfgang 14 yaşındayken dinletiler vermeye başlıyor. Beethoven ise 13 yaşındayken ilk bestesini yapıyor. Beethoven aynı zamanda klasik müziğin dehası Mozart'ın öğrencisi olarak klasik eğitimi alıyor. Ve romantizm akımının öncülerinden biri oluyor. Mozart başpiskoposun egemenliğinden ayrılmak istemesiyle kendi yolunda gitmeyi ve özgürlüğü simgelemiştir. Mozart aynı zamanda toplumsal olaylara karşı duyarlılığı ile tanınan bir bestecidir. Beethoven özgürlüğün savunucusu ve insan haklarına duyarlı olması ile bilinen bir besteciydi. Fransız Devriminden etkilenmiş ve Almanya'da devrimin savunucusu bir profesörden dersler almıştı. Her iki besteci de toplumsal olaylara ve insan haklarına duyarlılık göstermiştir. Yaşadıkları dünyayı düşünmek ve insan sevgisi ile dolu olmanın duygusunu yapıtlarında yansıtmışlardır. Musikiyi özgürlüğe kavuşturma çabası için her iki bestecinin de bütün yaşamlarını feda ettiklerini söyleyebiliriz. Mozart ve Beethoven küçük yaşlardan itibaren güçlükler yaşamaya başlamış, hayatın her alanında zorluklarla karşılaşmışlardır, buna rağmen bestelerini icra etmeye devam etmişlerdir. Örneğin Mozart'ın bestelerine yaşadığı güçlükler hiç yansımamıştır, tam tersine coşkunun çeşitli ifadelerini taşıyan besteler yapmıştır. Musikiyi özgürlüğüne kavuşturmak, hayatın olumsuzluklarını bir kenara bırakmayı bilmekti. Beethoven işitme yetisini kaybettiği dönemlerde bu nedenle çektiği sıkıntılar bir yana bestelerinin eleştirilmesiyle ilgilenmemiştir. Üstelik sanatçı eşsiz bestelerini tam da bu dönemde yapmıştır. Zorlukların karşısında cesaretle dikiliyordu Beethoven, Mozart ise hakaretler karşısında kendinden emindi, işsiz kaldığı günlerde dahi yolundan geri dönmemiştir. Beethoven'ın evlenme teklifi reddedilmiş, Mozart ise eşinin ilgisizliği nedeniyle mutlu bir evlilik yaşayamamıştır. Ekonomik açıdan da güçlükler yaşayan Beethoven'a dostları maddi manevi destek olmuşlardır. Her şeye rağmen Beethoven eserlerinde felsefenin saf dilini yansıttığını söyler. Doğaya ve insana olan sevgisiyle göksel duygular ve yeryüzü arasında bir köprü gibidir. Mozart ise denge ve uyum arayışı içinde olduğunu söyler. Felsefenin saf dili musikide melodilerin denge ve uyumunun yansımasıyla oluşur. Eserlerinde tüm farklı tınıları armonik bir yapı içinde bulmamızın nedeni budur. “Evrensel Mükemmellik” arayışı içinde olan besteciler bir besteyi önce zihninde oluşturup sonrasında hatasız kağıda dökebilme yeteneğine sahipti. Beethoven en mükemmeline ulaşana kadar üzerinde karalamalar yaparak çalışırdı. İşitme yetersizliği nedeniyle 400 adet konuşma defteri varken 256 adet eser besteleyen Beethoven içindeki esin kaynağının sesine kulak veriyordu. Mozart parasızlıktan zor koşullarda yaşarken 600'e yakın eser bestelemiştir. Eserlerindeki neşeyi ve dengeyi hissettiğimizde onun iç zenginliğinin farkına varabiliriz. Güçlükler onları aradıkları mükemmelliğe giden yolda durduramadı. Tanrı vergisi yetenek ve çalışma ile kusursuzluğun, evrenselliğin, sevginin ve uyumunun ışığına musikiden geçerek ulaşmaya çalıştılar. Beethoven 9. Senfoni'yi çalarken (1874) kendisini çılgınca alkışlayan halktan haberi yoktu. Sanatçılardan biri Beethoven'ı elinden tutup onu dinleyicilere çevirdiğinde, başarısının onaylandığını gördü. Mozart'ın ise yoksullar mezarlığında nereye gömüldüğü bulunamadı. Kendi dönemlerinde değeri anlaşılamıyan besteciler Tanrısal bir kaynaktan aldıkları esinle önce kalplerinde duydular bestelerini, yaşantılarındaki kaosun seslerinden uzak sessizliğin sesini duydular ve geriye sadece kağıda dökmek kalıyordu. Şimdi, gelecek besteciler için açtıkları kapılarla ve musiki tarihinde onlar birer ölümsüzler.                                                                                                                                             Araştırmacı Tuğba Uçar Yeni Yüksektepe Dergisi, Sayı 51-52 Kaynaklar: Müzik Tarihi-Ahmet Say Musiki Tarihi-İlhan Mimaroğlu